24/12/2013

Yeni yıla eski giysiler



Hepimiz ışık hızıyla üretilip tüketilen kıyafetlerden sıkılmadık mı? Karakterli ve emsalsiz ikinci el ve vintage kıyafetlerin kulaklara fısıldayacak hikayeleri var. İstanbul’da bu kıyafetleri satan yerleri gezip hikaye biriktirdik. Fotoğraflar: Dilan Bozyel 


Gardırobunuzdaki kıyafetlerin üstünüze doğru gelip sizi boğmaya çalıştığını hissettiğiniz oldu mu hiç? Cevabınız evetse siz de tüketim limitlerinizi doldurma alarmı veriyor olabilirsiniz. Şimdi durun ve düşünün. En son ne zaman bir kıyafet aldınız ve kısa süre sonra hevesinizi kaybedip ondan kurtulmak istediniz? Sadece bir sezon giydiğiniz halde tipi kayan kazağınızın yüzünü bir daha görmek istemediniz? Trend analisti James Wallmann, yeni çıkacak olan “Stuffocation” adlı kitabında duruma eleştirel gözle bakmanıza yardımcı olacak cümleler kaleme aldı: “Eşyalardan boğulma hali, obezite salgınının maddesel karşılığı. Sahip olduğumuz şeylerle zenginleşmek yerine tıkanmış hissediyoruz. Yoğun ve karışık hayatlarımızda artık daha çok, daha iyi anlamına gelmiyor.” Elbette tüm kıyafetlerinizden kurtulmanız gerekmiyor. Fakat sadeleştirmenin ve geri dönüştürmenin hem gardırobunuza, hem de size iyi geleceğine şüphe yok. Sadeleştirme için tüketim hızını düşürmek gerekiyor. Geri dönüştürmeyse ancak ikinci el ve vintage ürünlerle almaya yönelmekle gerçekleşebilir. Yeni yıl kararlarınızın arasına geri dönüştürmeyi yerleştirmenize yardımcı olmak için bunları satan en iyi butikleri seçtik ve vintage tutkunlarıyla buluştuk.

İkinci el ve vintage butikler


Pied de Poule
Pied de Poule’ü 2003’te açan Şelale Gültekin, “Bir tek koca biriktirmiyorum. Onun dışında her şeyi biriktiriyorum” diyor kahkaha atarak. Toplama ve biriktirme sevdası, 7 yaşındayken babasının verdiği harçlıklarla pul koleksiyonu yapmasıyla başlamış. Annesi ve anneannesinden kalan hiçbir şeyi attırmamış. Önce şapka toplayarak zengin vintage koleksiyonunun oluşturmaya adım atmış. Yine gençken, Musevi ailelerin çocuklarına ders verip karşılığında aile yadigarı elbiseler almış. “Toplayıcılık ruhumda var. Aldığım kıyafetleri kurtarıyormuş gibi hissediyorum” demesi de bundan. Sattıklarının ikinci el değil, vintage olduğunun özellikle altını çiziyor. Dünyanın her yerinden müşterilerin onu bulmaları tesadüfi değil. Gültekin tam anlamıyla işinin erbabı. Butikteki kıyafetleri özenle muhafaza ettiği için her şey üst üsteymiş gibi görünüyor. Ancak bu kıyafet yığının içinde muhteşem cevherler var. Ağırlıklı olarak 50 ve 60’li yıllardan elbiselerin yanı sıra sahip olmakla övündüğü 1000’e yakın şapka var. Şapkalara hayali hikayeler uydurmaya bayılıyor. Sattığı parçaların hepsiyle ilgili anlatacak bir şeyleri var. Bu da işini ne kadar büyük bir şevkle yaptığının göstergesi.
Faik Paşa Yokuşu No: 19/1 Beyoğlu
Tel: 0212 245 81 16

My Pera 1960


Çukurcuma’da yürürken My Pera 1960’ı es geçmeniz mümkün değil. Mağazanın kapısının önünde asılı duran bir kaban veya elbisenin “Buraya baksana. Sana anlatacaklarım var” dediğini duymak için ille de eskilere aşık olmanız gerekmiyor. Onlar zaten sizi içeriye davet ediyor. Buranın sahibi Türkan Rodoplu’nun ikinci el ve vintage kıyafetlere olan ilgisi üniversite yıllarında dedesinin ceketlerini giymesi ve gözlüklerini takmasıyla başlamış. Ondan sonra da vintage tutkusu hiç peşini bırakmamış. 2010 yılında açtığı dükkanda, 30’lardan 80’lere kadar olan dönemi kapsayan kıyafetler var. 25 TL’den başlayan fiyatlar, paltolarda 200 TL’ye kadar yükseliyor. Rodoplu için eski kıyafetleri bulup satmanın en güzel yanı değerli şeylerin devamını sağlıyor olmak.
Kuloğlu Mah. Ağa Hamamı Sok. No:16/B Cihangir
Tel: 0212 292 51 87

Hangout Galata


Hangout Galata, steril bir ortamda “yepyeni” eskiler görmek isteyenler için ideal adres. Sahibi Banu Küçük, mart ayında çıktığı bir yurt dışı seyahatinden  vintage ve ikinci el kıyafetlerle döndükten sonra butiği açmaya karar vermiş. “10 sene önce ilk ikinci el kıyafetimi aldığımda eskilere olan merakımı keşfettim. Butikle birlikte bu ilgimi profesyonelliğe dönüştürmek istedim” sözleriyle Hangout’un ortaya çıkışını anlatıyor. 60’lardan 90’lara kadar olan döneme ait kıyafet ve aksesuarların fiyat aralığı 30 TL ile 600 TL arasında değişiyor. Küçük, ürünleri genelde Avrupa ülkelerinden alıyor. Berlin’deki vintage mağazaları ve ikinci el pazarlarından çok keyif aldığını söylüyor. Ayda bir kurulan Amsterdam ikinci el pazarının da mutlaka görülmeye değer olduğunu ekliyor. İkinci el kıyafetlerin kendisi için ne ifade ettiğini sorduğumda, “Eskilerin bir hikayesi var. Benim onlarla buluşmamdan sonraki süreç bu hikayeleri merak edip üstüne yeni hikayeler yazmakla geçiyor. Bu hissi hiçbir şeye değişmem” cevabını veriyor.
Küçük Hendek Cad. 16/A Galata
Tel: 0212 293 89 95

Mozk


Selda Bola ve Berk Özkanlı, ikinci el ve vintage’la İngiltere, Sussex’de eğitim alırken tanışmış. Çift, bir karavanda yaşarken tiyatrolara kıyafetler temin ederek geçimlerini sağlamış. 2009 yılında Türkiye’ye dönünce de Mozk’u açmaya karar vermiş. Bola, burada satılan kıyafet ve aksesuarların çoğunu İngiltere’den topluyor. 60’lı ve 80’li yıllar vazgeçilmezi. Butikte de bu dönemlerin üstünlüğü dikkati çekiyor. Her şeyi kuru temizlemeye gönderdikten sonra satışa çıkarıyor. Tüm detaylarla bizzat kendi ilgileniyor ve “Bu benim için iş değil, zevk” diyor. Mozk’ta kıyafet ve aksesuarların yanı sıra mobilya ve objeler de bulunuyor. Bola, yaşanmışlıkları ve anıları olan şeylerin değerlendirilmesi gerektiğini düşündüğü için insanlara “eski” ürünleri almalarını tavsiye ediyor.
Kuloğlu Mah. Ağa Hamamı Sok. No:13/B Cihangir
Tel: 0212 252 34 99

Online ikinci el ve vintage alışveriş siteleri
AU Vintage


Ahu Yağtu’nun Galata’daki vintage butiği Second Chance, İstanbulluların “eskilerle” buluştuğu nadir adreslerden biriydi. Yağtu, ikinci el ve vintage’ı daha fazla insana sevdirmek için Second Chance’in ardından Auvintage.com’u hayata geçirdi. AU Vintage Marka Yöneticisi Ahmet Gencehan Güneş, “Dönemleri en iyi şekilde yansıtan, iyi kondisyondaki ürünleri seçmeye çalışıyoruz. Vintage ve ikinci el parçaların yanı sıra eylül ayından bu yana Türk tasarımcıların koleksiyonlarını da satıyoruz. Ayrıca AU Exclusive ve dekorasyon bölümlerinde özel olarak seçtiğimiz markalara yer veriyoruz” diyor. Sitedeki “Zaman Tüneli” sayesinde 1950’den günümüze 10 yıllık dönemlerde ürün araması yapılabiliyor. Ürün gamının çoğunluğunu 60, 70 ve 80’lerden parçalar oluşturuyor. Ünlü markaların da bulunduğu sitede, Chanel, Yves Saint Laurent, Christian Lacroix, Balenciaga, Emilio Pucci ve Versace tasarımlarıyla karşılaşabilirsiniz.

Konserve Vintage


Merve Burma, yıllarca biriktirdiği ikinci el kıyafetler bir gün yanardağ gibi gardırobundan püskürünce Konserve Vintage’ı kurmaya karar vermiş. Sitenin ismini, vintage’ın ilk dikildiği günkü gibi tazeliğini korumasına istinaden seçmiş. Burma, “Dönem kıyafetlerinin dokuma, dikiş, baskı kalitesini ve sağlamlığını günümüzde üretilen kıyafetlerde bulamıyorum. İki-üç kere giydikten ve yıkadıktan sonra bir daha giyilemeyecek hale geliyorlar. Yani kapitalist sistem bize “Git, yenisini al” diyor. Bu yüzden, vintage kıyafetleri daha insancıl görüyorum” diyor. İkinci el parçaları ulaşılabilir kılmak için marka ve nadiratlarına göre 20-250 TL arasında fiyatlandırıyor. Monoton kıyafetlerden sıyrılıp, içinde kendinizi mutlu hissedebileceğiniz ve başka hiç kimsenin üzerinde göremeyeceğiniz şeylere sahip olmak için sizi Konserve Vintage’a davet ediyor.

House of Austen


Zeynep Yalçınkaya ve Mine Kaplangı’ya ilk olarak “Geçmişten ünlü birinin gardırobunu House of Austen’da satışa çıkaracak olsanız kimi seçerdiniz?” diye soruyorum. “Şaşırmayacaksınız ama Jane Austen’ın. Bir de Marlene Dietrich’in gardırobuna dalmak isterdik. Bunları satışa çıkarır mıydık yoksa hepsini kendimize mi saklardık bilemiyoruz” yanıtını alıyorum. İki yakın arkadaş, ikinci el ve vintage’a  olan ortak ilgilerini kurdukları alışveriş sitesiyle yayıyorlar. Başta Londra, Berlin ve Amsterdam olmak üzere dünyanın farklı yerlerindeki vintage pazarları ve ikinci el dükkanlarından ürün alıyorlar. House of Austen’da daha çok 60, 70 ve 80’lerden parçalar bulunuyor. Siteye koymaya kıyamadıkları şeyler de oluyor tabii. Kaplangı’nın anneannesinden kalan, 40’lı yıllarda kullandığı el yapımı deri işlemeli cüzdan ve Yalçınkaya’nın tesadüf eseri bulduğu 1920’lerin tombalası bunlardan sadece birkaçı.

Karaköy Junk’ın proje yaratıcısı
Aslı Atamer 


Vintage ve ikinci el eşyaların cazibesine ilk ne zaman kapıldığınızı hatırlıyor musunuz?
Kendimi bildim bileli toplamaya meraklıyım. Bu ilgimin anneannemin evini karıştırırken başladığını düşünüyorum. Kendisi giyinmeye ve evine vakit ayıran çok özenli bir kadındı. Annem de onun eşyalarını çok iyi korudu ve sergiledi. Onun günlük hayatı, benim geçmişe bağım oldu.
Uzun süre Londra'da ikinci el kıyafet sattınız. Orada insanların ikinci ele rağbet etmelerinin sebebi ne sizce?
Londra’da vintage satılan belli başlı bütün pazarlarda bulundum. Portobello’dan Brick Lane’e, Spitalfields’den Pimlico’ya... Ayrıca eBay’de de yüzlerce satışım var. İngiltere’de herkes istediği ve hissettiği gibi yaşıyor, eğleniyor ve giyiniyor. İkinci el ve vintage uzun yıllardır hayatlarında olan bir konsept. Orada her bütçeye ve zevke göre iyi ikinci el ve vintage satan dükkanlar var.
Türkiye'de insanlar “eski” kıyafetlere karşı biraz mesafeliler. Bunu neye bağlıyorsunuz?
Türkiye, statü kaygısı yüksek insanların yaşadığı bir ülke. İkinci el kıyafet giymek birçok kişi için alternatifler arasına bile girmiyor. Ayrıca bunları bulmak bir keşif ve merak işi. Türk insanının buna çok açık olduğunu da düşünmüyorum. Meraklılarıysa eşyaların temiz olmayışından veya kokusundan rahatsız olabiliyor. Benim için bulduğum parçadaki ışığı görmek işin en zevkli kısmı. Bir bluzu kombinleyebileceğim parçaları hayal etmek, kırık bir aynanın çerçevesini dönüştürebileceğim şekilleri gözümde canlandırmak çok keyifli. Vintage kullanmak biraz merak ve hayal gücü gerektiriyor.
Karaköy Junk'ı açmaya nasıl karar verdiniz? Orada neler bulacağız?
Üç-dört ay içinde açmayı planladığım Karaköy Junk çok uzun yıllardır rüyasını gördüğüm ve hayalini kurduğum bir dükkan, konsept ve proje. Aslında bir dükkan gibi gözükse de içinde hayata geçirmek istediğim bir sürü planım var. Eşimle birlikte alternatif ülkelere seyahatler etmeye çok meraklıyız. Gittiğimiz yerlerdeki eskicileri, antikacıları, pazarları gezmeyi severim. Buralardan topladığım çok fazla ürün var elimde. Mobilyadan aksesuara, oyuncaktan postere...
Gardırobunuzda ikinci el kıyafetler ne kadar yer kaplıyor? Onları ne şekilde kombinlemeyi seviyorsunuz?
Dolabımın yüzde 70’i vintage parçalardan oluşuyor. Eskiyle yeniyi karıştırmayı seviyorum. Giydiklerime illa ki eski bir şey katıyorum. Yoksa saatini evde unutup dışarı çıkmış biri gibi hissediyorum.
Sahip olduğunuz en değerli vintage parça nedir?
Anneannemden kalanlar. O dönem, insanların kendilerini yarattıkları, bir tablo gibi süsledikleri zamanlarmış.
İnsanlara vintage'ı sevdirecek bir slogan icad etmenizi istesem bu ne olurdu?
Birisinin çöpü, bir diğerinin hazinesidir. Her şeyden önce vintage bir geri dönüştürme biçimidir.

Blogger ve Papier Atelier’nin ortağı
Deniz Yılmaz 


Eskilerle ilgili sizi en çok cezbeden nedir?
Özellikle şapkalar, gözlükler ve 1920'lerin alagarson saç kesimlerine bayılıyorum. Ayrıca, 1960'ların geometrik ve çiçek desenlerinin yanı sıra dönemin ünlü modeli Twiggy’nin yer aldığı her fotoğraf karesi beni çok etkiliyor.
"Tam bana göre" dediğiniz dönem hangisi?
Tek bir dönemden ziyade her dönemin farklı özelliklerini kendime yakın buluyorum. Örneğin, 1960'ların rengarenk elbiseleri, mini etekleri, geometrik desenleri ve kutu kepleri çok hoşuma gidiyor. 1920'lerin saç modellerini, uzun incilerini, ayakkabılarını, kısa paça erkek pantolonlarını, 30'larınsa yakaları kürklü, geniş omuzlu kabanlarını çok seviyorum.
Eski kıyafetleri giyerken büyükanne gibi görünmemek için ne tür stil önerileri verirsiniz?
Büyükanne gibi görünmemek için belli bir döneme bağlı kalmadan, kıyafetlerin aralarındaki uyuma göre parçaları bir araya getirmek iyi bir fikir olabilir. Bunun yanı sıra, "yeni" ile "eskiyi" karıştırarak aralara kendi yorumunu da katmak iyi bir yöntem.
Geçmişten birinin gardırobundan tek bir kıyafet alma şansınız var. Kimi seçerdiniz?
Coco Chanel'in gardırobundan yüksek bel pantolonunu alırdım. Bence o çok özel bir kadın çünkü gelenekseli sürdürmektense, modaya yepyeni bir soluk getirmiş.  
Türkiye ve dünyadan ikinci el alışverişi için favori adresleriniz nereler? 
Kıyafetler için Çukurcuma'daki Mozk'u, çantalar içince Idea’yı tercih ediyorum. Vintage gözlükler için tek vazgeçilmez adresim Sirkeci'deki Tekten Optik. Burada çok kaliteli ve orijinal dönem gözlükleri buluyorum. Benim için Paris ikinci el konusunda cennet. Saint Quen pazarındaki Vernaison bölümünde broşlara, şapkalara ve porselenlere bakarak saatlerimi geçirebilirim. Aynı pazarda yer alan Dauphine ismindeki dükkana bayılıyorum. Le Marais bölgesindeki hemen hemen bütün ikinci el mağazalarını seviyorum. Guerrisol zincirinde gezinirken hiç ummadığım parçalar buluyorum. New York'ta kalitesi ve tarzı açısından en sevdiğim dükkanların başında Edith Machinist ve David Owens Vintage geliyor. Bir de karavanlarıyla seyahat ederek ikinci el giysi satan Coast to Coast Vintage var. L Vintage zinciriyse, çeşitliliği ve iyi gruplandırılmış olması bakımından uğramadan geçemediklerim arasında.

*Marie Claire'in Aralık 2013 sayısında yayınlanmıştır.

11/12/2013

Ortadoğu'da kadın olmak


"The Patience Stone" filmi, savaşın gölgesinde ve ataerkil düzenin bağrında yaşayan bir kadının bile benliğini bulabileceğini gösteriyor. İzleyin ve kendinize sorun "Ben kimim?"