Dudak ve ruj şeklinde broşlar, hediye paketi görünümlü çantalar, istiridye cüzdanlar... Emel Kurhan’ın hayal dünyasının ürünü olan her şeye bayılmamak elde değil. İşte bu yüzden iflah olmaz bir Emel Kurhan hayranı olduğumu itiraf etmenin vakti geldi.Emel Kurhan’a hayranlığım, yüzümü ergenlik sivilceleri bastığında Take That ve Backstreet Boys gibi boy band’lere karşı hissettiğim tapınma halinden farklıydı. Renkli dünyamın hislerine tercüman olan marka Yazbukey’in yaratıcısıyla ilk kez 2005 yılında bir moda dergisinin düzenlediği partide karşılaştım. O zamana kadar ablası Yaz’la birlikte tasarladığı aksesuarlara kalbimi kaptırmış, Emel’i de zihnimin ‘sürreal karakterler’ kategorisine çoktan yerleştirmiştim. Partide yanına yaklaşıp hayranlığımı sözcüklere döktükten sonra giydirdiği Coca Cola şişesinin fotoğrafını mail kutumda bulunca onun ‘şişkin ego’ hastalığından muzdarip tasarımcılardan olmadığını anlamıştım. Nişantaşı sokaklarında Yazbukey for Mavi çantamla yürürken karşılaştığımızda beni Starbucks’a kahve içmeye davet ettiğindeyse Emel’in biz ‘fani’lerden biri olduğuna inandım.
Hiç hayranlık duyduğun bir ünlü oldu mu? Duvarlara posterlerin asıldığı ‘ergen hayranlığı’ evresinden geçtin mi?Çocukken Gene Kelly’yi cok severdim. Bir de Michael Jackson hayranıydım. Ama duvarlara posterler astığım bir dönem olmadı.
Şimdiye kadar hiç yolda durdurup ‘Ben sizin hayranınızım’ diyen oldu mu? Böyle şeyler olduğunda nasıl tepki veriyorsun?
Hayranlığını ifade edenler oluyor ve bu çok hoşuma gidiyor. Bir insanı beğendiğini söylemenin çok zor ve cesaret isteyen bir şey olduğunu düşünüyorum. Beni tanıyıp durduran insanlara her zaman vakit ayırıyorum. Bazen ne iş yaptığımı bilmeden de durduranlar oluyor.
Bunun nedeni saçının kesiminin ve giyim tarzının çok kendine has olması bence. Bu durum hayranlarının sayısının artmasına sebep oluyor mu?
Hayranları bilmem de Beyoğlu’nda bana benzeyen birkaç kız varmış. Arkadaşlarım uzaktan görüp ben olduğumu sanıyorlarmış. ‘Mini me’lere bir mesajım var: ‘Benim saçım heralde 1000 sene daha böyle kalır. O yüzden saç modelinizi değiştirin.’
Ne kadar zamandır böyle saçların? Nereden aklına geldi böyle cesur bir model?
Saçlarım bir dönem çok uzundu. Sıkıntı bastığı bir anda onları küt kestirdim. Ardından bir cinnet anında tekrar saçlarımı kestirmeye karar verdiğimde ablam Yaz kendisi kesmeyi teklif etti. 2001 yılından bu yana aynı modeli kullanıyorum ve her zaman erkek berberine gidiyorum.
Erkek berberi mi? Neden?
‘Röfle ister misiniz? Kaşlarınızı alalım mı?’ gibi sorularla karşılaşmamak için. Ayrıca, bu modeli en iyi erkek berberleri kesebiliyor. Nişantaşı’ndaki Kuaför Sadettin’e gidiyorum. Saçımı kesmesi 7 dakka sürüyor.

Yüzü tanınan bir insan olmak seni sürekli ilgi odağı haline getiriyor mu?
Hayır, gayet anonim bir hayat sürüyorum.
Bir keresinde büyüyene kadar hayatı masal, kendini de masal kahramanı sandığını söylemiştin. Masalının ismi nedir?
Chihuahualarin sihirli dünyası.
Benim için müthiş bir ilham kaynağısın. Başka kime ilham perisi olmayı isterdin?
İlham perisi olmak hoşuma gitti. Bunu kendime meslek edinebilirim.
‘Call me darling’ broşu, ‘Tic Toc’ kolyesi, ‘Blind Mouse’ çantası ve daha birçok oyunbaz, kitsch ve sürreal tasarımın yaratıcısısın. Bunları yaratmak için hayal dünyanı nelerle besliyorsun?
Antenlerimi hep açık tutmaya çalışıyorum. Aslına bakarsan birçok şeyle besleniyorum. Sevgilim Fatih benim için büyük ilham kaynağı. Ablam, arkadaşlarım, eski Amerikan müzikalleri, köpeğim Kumpir, sanat, seyahet etmek, kanaviçe ve sinema da bana ilham veriyor. Yeni ve ilgimi çeken herşeyi kaydetmeye çalışıyorum.
Kendini hikaye anlatıcısı olarak tanımlıyorsun. Tasarladıklarınla ne tür hikayeler anlatmak istiyorsun bizlere?
Hayalini kurduğum her şeyin hikayesini anlatabilirim. Bunu illa tasarım yoluyla da yapmam gerekmiyor. Hikayelerimin en önemli özellikleri sarkastik ve eğlenceli olmaları. Hepsinde mutlaka pozitif bir yön olmasına da özen gösteriyorum.

Tasarımlarının modaya dil çıkaran bir yanı olduğunu düşünüyorum. Bir yandan modayla dalga geçen bir yandan da zamansız olma özelliğine sahip şeyler tasarlamayı nasıl başarıyorsun?
Sanırım tüm modacı ve tasarımcılardan kopuk olduğum için tasarımlarımın kendilerine özgü bir dili oluyor. Tasarımcı kelimesi bana fazla iddialı geliyor. Önemli olan bir titre sahip olmak değil. Tutarlı bir şekilde yaratıcı ve üretken olmanın önemine inanıyorum. Benim en çok değer verdiğim şey zamanda yer almak ve tarihe geçmek. Moda olmak gibi bir kaygım yok.
Uzun yıllar Paris’te yaşadın. Kendini bir İstanbullu gibi mi, yoksa Parizyen gibi mi hissediyorsun?
İstanbul’da yaşayan bir Parizyen gibi hissediyorum.
Time Out Şubat'09


Londra ve Paris’te kıyıda köşede kalmış butikleri keşfetmekten büyük keyif alıyorum. Vintage kıyafetler için tek tercih ettiğim adres Londra. Brick Lane’deki Beyond Retro (110-112 Cheshire Street, London E2 6EJ, Tel: +44 20 7613 3636) özellikle elbise konusunda bir cennet. Rokit’de (42 Shelton Street Covent Garden, London, WC2 9H2, Tel: +44 20 7836 6547) her zaman çok iyi durumda ikinci el kıyafet ve aksesuarlar buluyorum.. En son Barselona’nın ara sokaklarında bulduğum küçük butiklere bayıldım. Raval bölgesindeki Wilde Vintage (Joaquim Costa 2, Barcelona) adlı butikten harika ikinci el güneş gözlükleri aldım. Güneş gözlüklerine ve ayakkabılara karşı koyamıyorum. İstanbul’da daha çok Beymen (Abdi İpekçi Caddesi, No:23/1 Nişantaşı, Tel: 0212 373 48 00), Harvey Nichols (Kanyon Alışveriş Merkezi, Levent, Tel: 0212 319 11 76) ve D&G’den (City’s Alışveriş Merkezi, Teşvikiye Caddesi, No: 162 Nişantaşı, Tel: 0212 373 23 50) alışveriş yapıyorum. Üzerimdeki elbiseyi Barselona’da ikinci el kıyafetler satan bir butikten aldım. Miu Miu çantam Beymen’den, ayakkabılarımsa D&G’den. Saatim Cartier imzasını taşıyor.
En son Stockholm’de alışveriş yapmak çok hoşuma gitti. Martin Margiela’nın Paris (25 Bis, Rue de Montpensier, Paris, 75001, Tel: +33 1 40 15 0755) ve New York’taki (803 Greenwich Street, New York, 10014, Tel: +1 212 989 7612) butiklerini ilham verici buluyorum. Bu butiklerin mekan tasarımları da en az giysiler kadar sıradışı. Ayrıca, Comme des Garçons’un guerilla store’larını da açıldıkları şehirlerde takip etmeye çalışıyorum. Minimum maliyetle dekore edilen bu mağazalar, bir yıl süreyle açık kalıyor ve Rei Kawakubo’nun avantgart tasarımlarına ev sahipliği yapıyorlar. Türk tasarımcılardan Gül Gürdamar’ın markası Eternal Child için yarattığı tasarımları etkileyici buluyorum. Bunun için Beymen (Abdi İpekçi Caddesi, No:23/1 Nişantaşı, Tel: 0212 373 48 00) mağazalarına gittiğimde mutlaka Eternal Child’a göz atıyorum. Çekimde üzerime giydiğim elbise İpekyol Twist (İstinye Park Alışveriş Merkezi, İstinye Bayırı Caddesi, Tel: 0212 345 50 05) tasarımı. Bu elbiseyi ters giyip, kuşağını göğüs altından bağlayarak kullanıyorum. Çantamı Rotterdam’da ikinci el kıyafetler satan bir mağazadan aldım. Bileziğim Yargıcı’dan (Valikonağı Caddesi No:30 Nişantaşı, Tel: 0212 225 29 12), kolyemse Brüksel’deki bir bit pazarından. New York’taki H&M (111 5th Avenue at 18th Street, New York 10019, Tel: +1 212 539 17 41) mağazasından aldığım kazağı ortasından kesip hırka haline getirdim. Paltomu da H&M’den aldım. Ayakkabılarım Dorothy Perkins’ten (Abdi İpekçi Caddesi, No:2 Nişantaşı, Tel: 0212 291 08 40), çocukluk şemsiyemse Perry Ellis imzasını taşıyor.
Tasarımlarını oldukça cesur bulduğum Alexander McQueen’in butiğine (Abdi İpekçi Caddesi, No: 21 Nişantaşı, Tel: 0212 232 20 04) de uğramadan edemiyorum. Daima kıyafetlerle iç içe olduğum için beğeni eşiğim iyice yükseldi. Yani, mesleki deformasyon olarak adlandırabileceğim bu durumun sonucunda zor kıyafet beğenir oldum. Styling yapmaya başladığımdan bu yana vintage kıyafet ve aksesuarlara olan ilgim arttı. Eskiden onlara başkalarının eskisi gözüyle bakardım. Şimdiyse vintage bir elbisedeki zamansızlık hissine bayılıyorum. Bu yüzden artık ikinci el kıyafetler satan butikleri de gezmeye başladım. İstanbul’daki favorim Çukurcuma’daki Pied de Poule (Faik Paşa Yokuşu Çukurcuma, Tel: 0212 245 81 16). Pied de Poule’ün sahibi Şelale Gültekin’in şapka koleksiyonuna mutlaka görülmeli bence. Her an her yerde gözüme çarpan, stilime uydurabileceğimi düşündüğüm parçaları satın alıyorum. Gezdiğim her şehirde mutlaka kendime uygun bir şeyler buluyorum. Nice’deki Rue Paradis Caddesi üzerinde ünlü markaların arasına serpiştirilmiş olan küçük butikleri gezmek en büyük zevkim. Üzerimdeki hırka Beymen’den, triko kraliçesi Sonia Rykiel’in imzasını taşıyor. Bu aralar çok sık giydiğim taytımı da Beymen’den aldım. Bluzum annemin genç kızlığından kalma. Ayakkabılarım Gucci’den (Maçka Caddesi, Yeni Maçka Han, Teşvikiye, Tel: 0212 225 21 51), çantamsa Pied de Poule’den. 


