"Heartbreak and heartache are my bread and butter. It’s happiness I need a cure for."
Rob Ryan
Ajda Pekkan'ın bu şarkısını, vintage kıyafet ve aksesuarlar için söylüyorum. Zira, ilham onlarda, şaşırtıcılık onlarda, farklılık onlarda. İkinci el kıyafetler satan yerlerin o eskimiş kokusuna da bayılıyorum. Bunun için de steril ikinci el butiklerdense, olabildiğince karman çorman olanları makbul bence. Böylece insanın elini attığı her noktada bir sürprizle karşılaşma olasılığı artıyor. Yüksekkaldırım'daki Bin Bavul da işte böyle sürprizli bir yer.
Bin Bavul'un girişi bir mağarayı andırıyor. Ama korkuya mahal yok. İçerinin ortamı Avrupa'daki ikinci el butiklerden farksız. Sahibi Mustafa Gören'in daha çok yabancıların uğradığını söylemesine şaşırmıyorum. Türkler için vintage hala başkalarının eskisiyle eş anlamlı. Bu yüzden, charity shop'larımız da yok malesef.
Bin Bavul'da eski fotoğraflara da, harika elbiselere de rastlayabilirsiniz. Ivır zıvırın arasında bir hazineyle karşılaşmak an meselesi. Onun için her yeri iyice eşelemenizi tavsiye ederim.
Costa Coffee'den aşkın manzarası
Mevsim itibariyle aşık olma ihtimalimiz arttı. Bugün öğlen kahvemi Nişantaşı'ndaki Costa Coffee'de içerken bu ihtimal bir anda kafamın tepesinde ampul gibi yanıp söndü. Tam bu sırada göz hizamdaki Cashmere in Love'ın vitrininde pembe rengi ve puantiyeleriyle bana aşkı anımsatan bir elbiseyle bakıştım. Ve tabi kahvemi bitirir bitirmez Cashmere in Love'ın kapısında bitiverdim. Markanın yaratıcısı Esra Bezek beni hemen sezonun yenileriyle tanıştırdı. Bu sezonun koleksiyonunda kaşmirin yanı sıra kaşmir ve ipeğin buluştuğu trikolar da var. Kaşmirin lüks dokusuna en iyi eşlik edebilecek kumaşlardan biri bence ipek.
İpekle kaşmir buluşunca ortaya çıkan
"Diyelim aşık olduk üzerimize ne giyelim?" sorusunun cevabını da Cashmere in Love'da buldum. Siyah ve kırık beyaz renkleri bulunan yakası minik kalplerle süslü kaşmir hırka! Ama bu hırkalardan almak için aşık olmayı bekleyemeyecek kadar sabırsızım :)Aşık olduğumuzda giyile!
Erwin Blumenfeld
Günümüz kadınlarının güzellik obsesyonu uzun zamandır kafamı kurcalayan bir konu. Güzel olmadan var olunamayacağına inanan o kadar çok kadın var ki. Bu kadınların gözünde sürekli gerilen yüzlere ve yağları hüüüp diye yok edilen vücutlara sahip olmak bir gereklilik. Tüm kusurlar süpürülüp, güzellik kisvesinin altına saklanıyor. Kusursuz güzellikte ne buluyorlar anlamıyorum.
Irving Penn
Steven Klein
Sanatçı ve illüstratör Emily Alston'ın alter egosu Emily Forgot'un şiirsel alemini ziyadesiyle ilham verici buldum. Kendisinin ilham kelebekleri nasıl kanat çırparmış bir bakalım: Inspiration comes easily she says, and from everyday things: “Things that make me smile, strange juxtapositions and novelty teapots, beautifully composed photographs and wide open spaces, graphics annuals and old books, vintage textiles and poster art.”