03/05/2010

Çiftlik hayvanlarına övgü

Karl Lagerfeld, Chanel’in ilkbahar-yaz koleksiyonunu sunduğu The Grand Palais’i ahıra çevirdi. Louis Vuitton’un kampanya çekimlerinde Lara Stone’un rol arkadaşı güvercinler oldu. Sezon modası, çiftlik hayvanlarına şefkat göstermemizi öğütlüyor. Çiftliklere dönmenin vakti geldi demektir...

Hadi itiraf edin. Sizin de metropollerle aranızda aşk-nefret ilişkisi var. Şehir hayatının ritmine bayılsanız da zaman zaman kaçıp gitmek istiyorsunuz. Huzur ve dinginlik arayışına giriyorsunuz. Bir tek siz mi? Marc Jacobs, Karl Lagerfeld, Miuccia Prada ve Rosella Jardini de janjanlı moda şehirlerinden uzaklara gitme arzusu duyuyorlar. Bu dev moda zatlarıyla sizin aranızdaki tek fark, onların sizi bizzat çiftlik hayatının yaşandığı yerlere götürebilmeleri. Nasıl mı? Yarattıkları kreasyonlarla tabii ki. Yani, siz şehirden kaçamasanız bile, onlar çiftlik hayatını ayağınıza getiriyor.


Hayvan çiftliği

George Orwell’in alegorik başyapıtı ‘Hayvan Çiftliği’nde hayvanların, yaşadıkları çiftliğin yönetimine hükmetmeleri gibi, naif hayvan desenleri de sezonun modasına hükmediyor. Romanda yer alan yedi emir uyarınca, iki bacaklı canlılar düşman, dört bacaklılar da müttefiktir. Orwell, “İnsan vermeden, üretmeden, tüketen tek mahluktur. İnsan süt vermez, yumurtlamaz; tavşanı yakalayacak kadar hızlı koşamaz ve sabanı sürmek için bile çok zayıftır. Yine de bütün hayvanlara hükmeder” yazdığında amacı, hayvanlarla insanları karşı karşıya getirmek değildi. O sadece Stalin ve komünizme taş atarak döneminin gerçeklerini eleştirmek istemişti. Koleksiyonlarına hayvan desenleri dahil eden moda tasarımcılarının akıllarında Orwell’in romanı yoktu tabii ki. Ama onlar da başımızdan geçen ekonomik krizin kasvetinden kurtulmamız için hayvanlara başvurdular. Ne de olsa modanın birincil görevi, bizi gerçeklerden uzaklaştırıp fanteziyle buluşturmak!


Gidelim buralardan



Karl Lagerfeld’in Chanel için hazırladığı defile ahırında samanlar ve başakların yanında danteller, aplikeler ve tüvitler vardı. Defilenin sonuna doğru baştan ayağa Chanel’lere bürünmüş olan Lily Allen ahırın ortasında belirdi ve country tınıları bulunan ‘It’s not fair’ şarkısını söylemeye başladı. Defilenin kapanışını ikisi kadın, biri erkek olmak üzere üç model samanların üzerine serilmek suretiyle yaptı. Koleksiyonda ve defilede tek bir eksik vardı: Hayvanlar. Marc Jacobs, şehri terk-i diyar eyleme temasını hayvanlarla da tamamlayıp bizi bambaşka diyarlara götürmeyi başardı. Louis Vuitton’un kampanya çekiminde yeşilliklerin içinde uzanmış olan Lara Stone’un yanı başında sezonun arzu nesnesi çantası ve güvercinler yer aldı. Jacobs, bu çekimle aşk ve barış havası yaratmak istediklerini söyledi. Böylece bir doz gerçeklerden kaçış teması da Jacobs’tan gelmiş oldu.


Hayvanlarla desenlenelim

Modanın ana kraliçesi Miuccia Prada, Miu Miu koleksiyonunda naif hayvan desenlerini ağırladı. Prada, akıllara Nabokov’un Lolita’sını getiren tasarımlarla masumiyet ve gençliği sorguladığını söyledi. Kedi, köpek ve kuş desenlerine çiçekler eşlik ettiği için masum görünüşlü modellerin optimist bir yanları da vardı. Koleksiyonda, kıyafetler kadar arzu uyandıran parça, süet ve piton portföy çanta oldu. Kapağında yer alan kocaman kuş motifinin onu da daha da çekici kıldığını itiraf etmeliyim. Hayvan baskıları, Giles, Paul&Joe ve Anna Sui koleksiyonlarında da huzurlarımıza geldi. Ancak onların desenleri Miu Miu’nunkiler kadar saf ve sevimli değildi. Giles’ın örümcek desenleri ürkütücüyken, gergedan şeklindeki çantaları gayet şekerdi. Paul&Joe ve Anna Sui, çiftlikten çıkıp biraz daha vahşi ormanları gezdikleri için aslan baskıları karşımıza çıktı. Moschino’nun nüktedanlığı Moschino Cheap&Chic koleksiyonunda kendini gösterdi ve kocaman bir ördekle karşılaştık. Hayvan desenlerinin yüzümüzü güldüren etkisinin farkına vardınız, öyle değil mi?

No comments:

Post a Comment