02/12/2013

Modanın heykeltraşı

Tasarımlarıyla kadın vücudunu yücelten Azzedine Alaia, 74 ikonik kreasyonun bulunduğu retrospektif sergisiyle Paris’in restore edilen moda müzesi Palais Galliera’da. Serginin şerefine, gizemli tasarımcıyı mercek altına alıyoruz. 



Tasarım felsefesi sessiz sakin. Kendisi ufak tefek. Ancak global moda dünyasındaki etkisi dev. Vücudu ikinci bir deri misali sarıp sarmalayan tasarımların yaratıcısı Azzedine Alaia, nam-ı diğer “King of Cling” ile tanışın. Alaia, zamane tasarımcılarından değil. Onun için sezonların bir önemi yok. Koleksiyonlarını, kreasyonları hazır olduğunda sergiliyor. Modanın çılgınca hızının, yaratıcılığının önünde engel teşkil etmesini istemiyor. Günümüz modasının ayrıkotu olduğunu söylersek mübalağa etmiş olmayız.

Alaia’nın kadın vücuduna karşı duyduğu hayranlık ve onu muhteşem gösterme becerisinin kaynağı çok eskilere dayanıyor. Küçük yaşta, kendisinin de doğumunu gerçekleştiren ebesi Madam Pinot’nun yardımcısı olma görevini üstlenmesi, hayatının geri kalanına şekil verdi. 10 yaşındayken bir bebeğin doğumuna yardım etmek, sıradan bir insanın yaşamının geri kalanında iz bırakacak bir travmaya sebep olabilir. Fakat bahsi geçen Alaia gibi bir yetenekse mucizelere yol açabilir. Küçük Azzedine, Madam Pinot’dan sadece anatomi öğrenmekle kalmadı. Pinot, onu sanat ve modayla tanıştırdı, 15 yaşındayken sanat okuluna yazdırıp heykel eğitimi almasını sağladı. Üstelik çiftçi babasının onayı olmadan. Babası, ona maddi destek sağlamadığı için bir terzinin yanında çalışarak para kazanmaya başladı. Ardından da ver elini Paris ve dönemin ünlü modaevi Dior. Cezayir Savaşı patlak verdiği için orada sadece beş gün kalabildi. Ancak Guy Laroche’la birlikte iki sezon çalıştı. Alaia’nın hayatının seyri, 40’lı yıllarının Tunus’unda doğmuş biri için oldukça sıra dışı değil mi?


Raf ömrü olmayan tasarımlar
Alaia nadiren röportaj veriyor. 2011’de The Ground Magazine’de yayınlanan röportajında söyledikleri onun tasarım felsefesini özetler nitelikte: “Tek bir takıntım var o da bu işe başladığım 1980 yılıyla bugün arasında asla bir fark oluşturmamak. İnsanlar kıyafetlerime baktıklarında üretildikleri tarih hakkında fikir yürütemesinler istiyorum. Ben kadınları güzelleştirmeyi seviyorum. Aklınızda bu fikirle kıyafet yarattığınızda o kıyafetin modasının geçmesinin imkanı yok.”
İşte bu felsefe, 80’li yılların Paris’inde tasarımcının isminin kulaktan kulağa yayılmasına yol açtı. 60’ların sonunda Greta Garbo, Claudette Colbert ve Arletty gibi ışıltılı yıldızlar, tasarımcının şehrin Sol Yakası’nda bulunan atölyesinin kapısını çalmışlardı zaten. Artık bu gizemli ismin moda dünyasındaki asıl yerini almasının zamanı gelmişti.
Alaia 1979’da, dönemin ünlü ayakkabı markası Charles Jourdan için bir kıyafet koleksiyonu tasarlamakla görevlendirildi. Deri ağırlıklı koleksiyonu çok sert bulunduğu için marka tarafından reddedildi. Fransız ELLE’in editörleriyse markayla aynı fikirde olmadı. Nicole Crassat, gördüklerinden o kadar etkilendi ki Alaia’nın tasarımlarından birini derginin kapağına taşıdı, birini de kendi giydi. Böylece bir efsane gün yüzüne çıkmış oldu.


Heykelsi kadınlar
Herve Leger’nin popüler hale getirdiği bandaj elbiselerin asıl mucidi Alaia. 80’li yılların başında tasarladığı streç elbiselerle likra devrimini gerçekleştiren tasarımcının yegane amacı kadın formunu kusursuzlaştırmak. “Tüm güzelliğin esası vücuda dayanıyor. Sağlıklı bir vücudun harika kıyafetlerle giyinip kuşanmış olmasından daha güzel bir şey yok” demesi de bu savı güçlendiriyor. Tasarımlarında kullandığı materyaller arasında likranın yanı sıra deri, PVC ve jarse bulunuyor. Fetiş objesi mi dediniz? Tam üstüne bastınız. Pratik ve sıradan bir fermuar bile Alaia’nın elinde, bandaj elbisenin en mükemmel detayı haline dönüşüyor.
Peki asla reklam yapmayan, sosyal medyayı kullanmayan, online satışa karşı olan bir marka nasıl oluyor da kadınların arzu nesnesi haline geliyor? Üstelik tasarımcısı, modanın Ana Kraliçesi Anna Wintour için “Moda tarihinde onu kim hatırlayacak? Hiç kimse” beyanatını yapma cüretini göstermiş, Karl Lagerfeld’i de fazla karikatürize bulduğunu söylemekten çekinmemişken. Çünkü o Alaia ve Alaia demek eşi benzeri olmayan, heykellere öykünen, mükemmel tasarımlar demek. Hangi kadın ona karşı koyabilir ki?

*“Alaia”, 26 Ocak tarihine kadar Palais Galliera’da görülebilir.
**Bone Magazine'in Kasım sayısında yayınlanmıştır.

2 comments:

  1. Hafta sonları beni stajyer olarak kabul eder misiniz? Bayılıyorum size, tarzınıza, yazılarınıza..

    ReplyDelete
    Replies
    1. Çok teşekkürler. Hafta sonları çalışmıyorum ama CV'nizi sedaayilmaz@yahoo.com adresine gönderirseniz proje bazlı sizden asistanlık desteği isteyebilirim.

      Delete